TEKİRDAĞ BAĞCILIK ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ ARAZİSİNDE TARİHÎ KİTABE BULUNDU

Edirne Valisi Şehit Hurşid Paşa’nın kızı Şâh-ı Hubân Hanım’a ait olduğu değerlendirilen ve 1813 yılına tarihlenen tarihî mezar kitabesi, Tekirdağ Müze Müdürlüğüne teslim edildi. Tekirdağ’ın tarihî ve kültürel mirasına ışık tutan önemli bir eser, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü arazisinde gün yüzüne çıktı. Enstitü Müdürü Sayın Mehmet Ali Kiracı, arazi içerisinde bulunan tarihî mezar kitabesini Tekirdağ […]
Yazar Murat Günay Yayın
Edirne Valisi Şehit Hurşid Paşa’nın kızı Şâh-ı Hubân Hanım’a ait olduğu değerlendirilen ve 1813 yılına tarihlenen tarihî mezar kitabesi, Tekirdağ Müze Müdürlüğüne teslim edildi.
Tekirdağ’ın tarihî ve kültürel mirasına ışık tutan önemli bir eser, Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü arazisinde gün yüzüne çıktı. Enstitü Müdürü Sayın Mehmet Ali Kiracı, arazi içerisinde bulunan tarihî mezar kitabesini Tekirdağ Müze Müdürlüğüne bildirerek eserin koruma altına alınması ve bilimsel incelemelerinin yapılması amacıyla teslimini sağladı.
Tekirdağ Müze Müdürü Abdül Gani Tarkan, kitabenin yapılacak incelemelerin ardından müze envanterine alınmasının değerlendirileceğini ifade etti.
1813 yılına tarihlenen kitabe, Osmanlı döneminin izlerini taşıyor
Kitabe üzerinde yapılan ilk okumaya göre eser, Edirne Valisi Şehit Hurşid Paşa’nın kızı Şâh-ı Hubân Hanım’a ait bir mezar taşı kitabesi olarak değerlendiriliyor. Kitabenin son satırında okunan 1228 tarihi, Hicrî takvime göre 1813 yılına karşılık geliyor.
Osmanlı dönemine ait kitabeler, yalnızca geçmişte yaşamış kişilerin kimliklerine ve ailelerine ilişkin bilgiler sunmakla kalmıyor; aynı zamanda dönemin dilini, edebî anlayışını, inanç dünyasını ve taş işçiliği geleneğini de yansıtıyor. Bu yönüyle bulunan kitabenin, yapılacak ayrıntılı incelemeler sonucunda Tekirdağ ve çevresinin tarihî mirasına katkı sunması bekleniyor.
Kitabede fanilik ve ebediyet vurgusu
Kitabenin günümüz Türkçesine aktarılan ilk okumalarında, insan ömrünün geçiciliğini ve sonsuzluğun yalnızca Allah’a mahsus olduğunu ifade eden dinî ve edebî söyleyişler öne çıkıyor. Metinde ayrıca Şâh-ı Hubân Hanım’ın kimliğine ve ailesine ilişkin ifadeler ile merhumenin ruhuna dua edilmesini isteyen satırların bulunduğu belirtiliyor.
Eserin, Osmanlı mezar taşı geleneğinde görülen dinî ifadeler, övgü dolu anlatım ve hat sanatı özellikleri bakımından da incelenmesi önem taşıyor.
Paylaş:

Tekirdağ Yerel Gazeteler