EĞİTİM İŞ”TEN AÇIKLAMA
Değerli Eğitim emekçileri, değerli velilerimiz;
Şanlıurfa da yaşanan vahim olayla ilgili eylemimizi çok büyük bir kalabalıkla il milli eğitim önünde gerçekleştirip sendikamıza dönerken maalesef Kahramanmaraş’taki katliam haberini öğrendik.
Çarşamba akşamı Ankara’ya da bu hüzün öfke ve yas dalgasıyla gittik. Kurtluş parkı önünden başlamayı planladığımız yürüyüş ne yazık ki polis engeliyle karşılaştı.
Ne ekonomik ne polİtik bir talebimiz yoktu.
Tek derdimiz çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin yaşam hakkını savunma, üzüntümüzü anlatmaktı.
Tam olarak 9,5 saat boyunca polis engeliyle karşılaştık ancak alandaki binlerce eğitim çalışanı olarak bir adım bile geri adım atmadan bekledik.
Sonuçta polis barikatını aşarak basın açıklamamız gerçekleştirdik.
48 saati bulmayan bir süreç içinde 24 saati bulan bir yolculuk ve 12 saati bulan bir bekleyişle çocuklarımızın, eğitim çalışanlarının sesi olmaya çalıştık.
Bu sürece; iş yerlerine gitmeyen,
Tekirdağ il Milli Eğitim önünde, Şarköy’de ve Çerkezköy’de ki eylemlerimize destek veren,
Ankara’ya bizimle birlikte bu yorucu yolculuğa katılan,
Tüm bunlardan da ötesi Eğitim İşte örgütlenerek haklı mücadelemiz destek veren bütün üyelerimize teşekkür ediyoruz.
Hem genel merkez düzeyinde Bakanlıkla,
Hem Tekirdağ şubeleri olarak yerelde il ve ilçe milli eğitim müdürleriyle okul güvenliği konusunda alınacak tedbirler hususunda sizlerin taleplerini iletmeye, onlara gerçekleri anlatmaya ve onları tedbir almaya zorlamaya devam edeceğiz.
İlimiz özelinde
zaten halihazırda mevcut olan okul polislerinin karakollarda değil, okul önlerinde devriye araçlarıyla gün boyu bekleyeceği bilgisini aldık.
Fakat unutulmamalıdır ki şiddet olayları münferit değildir.
Bu olayların toplumsal altyapısı, pedagojik ve piskolojik alt yapısı çözülmeden kesin bir sonuca ulaşmak mümkün olmayacaktır.
Eğtim iş olarak sadece dün değil, aylar değil yıllardır bu sorunu haykırıyoruz.
Bildiğiniz üzere hali hazırda daha bu katliamlar yaşanmadan başlattığımız bir Güvenli okul istiyoruz imza kampanyamız da vardı.
Okul sıradan bir işyeri, bir plaza değildir.
Türk halkının önceden sahip olduğu anlayış okulun bir yuva olduğuydu.
Ne yazık ki yıllarca süren okulu değersizleştirme, bir bakımevine çevirme çabaları sonucu okul bir yuva olmaktan, öğretmenlik mesleği değerinden uzaklaştırıldı.
Toplumda şiddet bir değer olarak görülmeye başladı. Şiddetin cezasızlığı, normalleşmesi bizleri bugünlere getirdi.
Şahsın adına bir öğretmen çocuğu, bir veli, bir öğretmen ve bir sendika başkanı olarak hiç bu kadar üzücü birkaç gün geçirdiğini, bu kadar kaygı duyduğum zamanlar olduğunu hatırlamıyorum.
işyerlerimizle ilgili duyduğumuz bu kaygıyı da ancak birlik olarak, birlikte örgütlenerek, bir öğretmen hassasiyetiyle bıkmadan, usanmadan sağır sultan duyana dek anlatmaya, öğretmeye devam etmek durumundayız.
Bu acı günleri hep birlikte aşacağız.
Ancak unutmayacağız. Sorumluları affetmeyeceğiz.
Eğitimin bir bilim olduğu gerçeğinden hareketle bilimsel ve akılcı tedbirler alınana kadar,
Okulu hep beraber kutsal yuvamız yapıncaya dek yorulmadan mücadele edeceğiz.
Hepimize başsağlığı diliyorum.
Eğitim İş sendikası olarak kim ne derse desin, kim bizi nerede hedef gösterirse göstersin çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarımızın güvenli okullara kavuşması için topyekün mücadele etmeye devam edeceğiz.
Barış Özer- Şube başkanı