• HABERLER
  • SERVİS 1
  • SERVİS 3
  • FİNANSİF
  • İNTERAKTİF
  • HESAP
CHP YEREL MEDYA BULUŞMASI TEKİRDAĞ’DA YAPILDI

CHP YEREL MEDYA BULUŞMASI TEKİRDAĞ’DA YAPILDI

ABONE OL
25 Ocak 2026 18:48
CHP YEREL MEDYA BULUŞMASI TEKİRDAĞ’DA YAPILDI
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Tekirdağ’da Marmara Yerel Medya Buluşması: Yüceer “Basınla Konuşan Şehirler Gelişir” Dedi
CHP İletişim Birimi tarafından düzenlenen Marmara Yerel Medya Buluşması, Tekirdağ’da gerçekleştirildi. Marmara Bölgesi’nden çok sayıda yerel basın temsilcisinin katıldığı organizasyonda yerel medya ile yöneticiler bir araya geldi.
Toplantıda konuşan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, yönetim anlayışına ilişkin önemli mesajlar verdi. Yüceer, şeffaflık ve hesap verebilirliği vurgulayarak, “Basınla kavga eden değil; basınla konuşan şehirler gelişir” ifadesini kullandı. Yöneten ile yönetilen arasında sağlıklı bir iletişimin önemine dikkat çeken Yüceer, eleştiriden kaçmayan idarelerin güven kazandığını söyledi.
Yüceer ayrıca, gerçek demokrasinin özgür basınla mümkün olduğunu belirterek basının sadece haber yapan bir mecra olmadığını, aynı zamanda toplumun hafızası ve denetim mekanizması olduğunu belirtti. Yerel basının sorunlarının tespit edilip çözüm yollarının aranmasının amaçlandığı buluşma kapsamında, basın mensuplarının taleplerine de değinildi.
Etkinlikte ayrıca basınla ilgili sürdürülebilir diyalog ve işbirliğinin önemine vurgu yapıldı; Yüceer, bu anlayışla yerel basının güçlendirilmesine yönelik adımlar atılacağını sözlerine ekledi.

Toplantıda konuşan CHP İl Başkanı Cenk Boduç da yaptığı konuşmada “Bir ülkede demokrasinin gerçek yüzünü görmek istiyorsanız,Anayasa’da yazılanlara değil;   o ülkedeki basının içinde bulunduğu duruma bakın.

Anayasa’da “Basın hürdür, sansür edilemez” yazar ama gerçek hiç de öyle değildir.

Bu durumda Aramamız gereken cevaplar:

Basın iktidarı eleştirilebiliyor mu?

Gazeteciler özgürce yazabiliyorlar mı?

Halk doğru bilgiye ulaşabiliyor mu?

Cevap Hayırsa,  orada demokrasi yoktur.

 

Basın baskı altındaysa, sansür devlet politikası haline gelmişse,

Oto sansür gazeteciler için hayatta kalma refleksine dönüşmüşse, o ülkede demokrasi yalnızca vitrin süsüdür.

Gazeteciler gerçeği yazamıyorsa, iktidarı denetleyemiyorsa, halk adına soru soramıyorsa; orada Hukuk da yoktur, Adalet de yoktur.

Bugün Türkiye’de yaşanan tablo, tam olarak budur.

 

İfade özgürlüğü sistemli biçimde daraltılıyor, basın susturuluyor, gerçekler karartılıyor.

Ülke, özgürlükler açısından her geçen gün biraz daha karanlığa sürükleniyor.

Bu yalnızca medyanın sorunu değil; bu, demokrasinin bilinçli şekilde çökertilmesidir.

İktidar, kendisini eleştiren her sesi tehdit olarak görmekte; basını düşman ilan etmekte; yargıyı, RTÜK’ü, ilan ambargolarını ve ekonomik baskıları birer sopa gibi kullanmaktadır.

Amaç açıktır:    Korkutmak, Susturmak, Hizaya sokmak.

 

Bir gün bu ülkeye gerçek demokrasi geri geldiğinde, bu dönemde yazılanlar kadar yazılmayanlar da tek tek hatırlanacaktır.

Gerçeği yazanlarla susmayı tercih edenler, direnenlerle teslim olanlar ayrışacak.

Ve bu karanlık dönem, tarih önünde ağır bir utançla anılacaktır.

 

Bugün basın emekçileri yalnızca siyasi baskıyla değil, aynı zamanda derin bir ekonomik kıskacın içinde mesleklerini yapmaya çalışıyor.

Düşük ücretler, güvencesiz çalışma, bitmeyen mesailer ve işten atılma korkusu gazeteciliği neredeyse imkânsız hale getirmiştir.

Bu koşullar bilinçlidir; çünkü yoksullaştırılan gazeteci, susturulmak istenir.

Bununla da yetinilmeyerek.

Gazetecilik itibarsızlaştırılıyor, meslek değersizleştiriliyor, dijitalleşmenin yarattığı belirsizlikler fırsata çevrilerek işten çıkarmalar normalleştiriliyor.

Bugün gazetecilik, iktidarın hedef tahtasına koyduğu bir meslek haline getirilmiştir.

 

 

 

 

Ama Herkes bilmelidirki:

Gazetecilik suç değildir.

Gerçeği yazmak suç değildir.

Halk adına soru sormak suç değildir.

 

Bu dönemde bazı gazeteciler, tüm baskılara rağmen kalemlerini satmadıkları için onurla anılacak. Bazıları ise güce yaslanmayı tercih ettikleri, gerçeği gizledikleri, propaganda yapmayı gazetecilik sandıkları için utançla hatırlanacak.

Çünkü gazeteciliğin gerçek değeri, iktidarın güçlü olduğu zamanlarda değil; baskının en ağır olduğu anlarda ortaya çıkar.

 

Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin meselesi değildir.

Basın özgürlüğü, halkın gerçeği öğrenme hakkıdır.

Bu hak gasp edildiğinde, demokrasi de gasp edilir. Hukuk devleti de çöker.

Gerçeği yazan her gazeteci, bu ülkede demokrasinin ayakta kalan son kalelerinden biridir.

O kaleler yıkılırsa, karanlık kalıcı hale gelir.

Bu yüzden kaleminin namusuna sahip çıkan her basın emekçisi, bu ülkenin onurudur.

Basın, yaşadığı çağa tanıklık eder. Eğer bu tanıklık korkuyla, çıkarla ve yalanla yapılırsa,

Tarih bunu asla affetmez.”dedi. Toplantıya CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut’un yanısıra Tekirdağ Milletvekilleri Nurten Yontar, İlhami Özcan Aygun, çevre illerden gelen gazeteciler ve partililer de katıldı.

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.